Recep Yiğit - Toplumsal problemlerin çözümü, batıdan alınan kanunlarla değil, İslam'dan alınan şerri hükümlerle olur.

Recep Yiğit - Toplumsal problemlerin çözümü, batıdan alınan kanunlarla değil, İslam'dan alınan şerri hükümlerle olur.



İçerisinde yaşadığımız toplumdaki problemleri ortaya koymak için uzun uzadıya araştırmalar yapmaya gerek yoktur. Haber sayfalarına biraz göz atmak, bunun için ziyadesiyle yeterlidir. Daha birkaç gün önce 11. Yargı Paketi kapsamında çıkarılan af ile ilk etapta elli bin kişinin, birkaç ay içerisinde ise doksan bin kişinin tahliye edilecek olması ve buna rağmen cezaevlerindeki yoğunluğun önüne geçilememesi, bunun en somut ve resmî delillerindendir.

Ahlakî değerlerin kaybolduğu; karşılıklı anlayışın, sevgi ve saygının mumla aranır hâle geldiği günümüzde, hırsızlık dahi basit suç kapsamına alınmış durumdadır. Aklı gideren alkol ve uyuşturucu ise toplumu ciddi manada tehdit eden unsurlar hâline gelmiştir. Öyle ki bu bela sadece gençler arasında değil, topluma rol model olarak sunulan ve önemli görevlerde bulunan kişiler arasında dahi görülmektedir. Türkiye’de yalnızca 2024 yılı içerisinde 105 ton uyuşturucu yakalanmış olması, piyasaya sürülen uyuşturucunun ise bunun en az on katı olabileceği gerçeği, durumun vahametini açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye’de satılan 1,2 milyar litre alkolü elbette sadece yabancılar ve Müslüman olmayanlar tüketmemektedir. Allah’ın haram kılmasına rağmen, Müslümanların yaşadığı bu topraklarda bu denli alkolün üretilip tüketiliyor olması; başta yöneticiler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin üzerine ciddi şekilde eğilmesi gereken bir konudur.
Toplumun özü ve temeli olan aile kurumu ise parçalanma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Gençlerin artık evlenemez hâle gelmesi, zor şartlarda gerçekleşen evliliklerin ise kısa sürede boşanmayla sonuçlanması bugün herkesin malumudur. Nitekim son yıllarda her üç evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaktadır.

Toplumun geleceğini oluşturan gençlerimiz üzerinde ise özellikle durmak gerekir. Gençliğin önemi hakkında Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Allah, tövbekâr genci sever.” (Câmiu’s-Sağîr)
“Bir genç, ilim ve ibadet içerisinde yetişir ve olgunlaşırsa; Allah, Kıyamet Günü ona yetmiş iki sıddîkin sevabı kadar sevap verir.” (Câmiu’s-Sağîr)

Peygamberimizin ilim ve ibadet içinde geçirilmesini istediği gençlik dönemi, bugün ateizm, deizm, komünizm gibi akımlara yönelmektedir. Bırakın normal okulları; dinî eğitim veren lise ve üniversitelerden dahi ateist, deist, liberal, laik ve demokrat gençler mezun olmaktadır. Elbette bu durum kendiliğinden ortaya çıkmamaktadır. Bu tablo, uygulanan müfredatın ve eğitim metodunun doğal bir sonucudur. Bozuk bir eğitim sisteminden bozuk ve hatalı fikirlere sahip bireylerin yetişmesi şaşırtıcı değildir. Asıl şaşırtıcı olan, yıllarca dayatılan laik eğitim sisteminden çıkan gençler gayri İslami davranışlar sergilediğinde, bunun İslam’a mal edilmesidir.

Zira bugün uygulanan seküler ideoloji, genç nesilleri yalnızca İslam’a ve İslam tarihine yabancılaştırmakla kalmamakta; aynı zamanda Batı’ya hayran, Batı’ya âşık bir şekilde yetiştirmektedir. Bu sebeple Türkiye’de her geçen gün Batı hayranlığı artmakta, İslam’ın emir ve nehiylerine olan rağbet ise azalmaktadır. Toplum, bugün açık bir ahlakî kriz ile karşı karşıyadır. İslam’ın önem verdiği edep, haya, utanma duygusu, sevgi ve saygı gibi değerler gün geçtikçe zayıflarken; İslam’a uygun örf, âdet, gelenek ve göreneklere olan ilgi de her geçen gün azalmaktadır.
Bu ahlakî çöküşü yalnızca rakamlarla değil, bizzat yaşadığımız çevrede de görmek mümkündür. Nitekim mahallemizde Köklü Değişim Gençlik Kollarından birkaç genç kardeşimiz, son dönemde gençlikteki çürümeyi ve ahlakî çöküntüyü konu alan bir stant çalışması gerçekleştirmiştir. Bu çalışma, toplumun özellikle gençliğin karşı karşıya olduğu tehlikelere dikkat çekmesi açısından son derece anlamlı ve ibret vericidir. Aynı zamanda mevcut sistemin gençliği nasıl bir çıkmaza sürüklediğinin de somut bir göstergesidir.

Peki, tüm bu sorunların üstesinden Batı’dan alınan kanunlarla gelinebilir mi? Batılı ülkelerin batıl kanunları bizim problemlerimize gerçekten çare olabilir mi? Bunun cevabını anlamak için, bu kanunların doğduğu yer olan Avrupa’ya bakmak yeterlidir. Avrupa, kendi ürettiği bu kanunlarla yukarıda sayılan sorunların hangisini çözebilmiştir? Hayır. Bırakın çözmeyi; alkol, uyuşturucu, inanç özgürlüğü ve bireysel yaşam tarzı gibi kavramları, sözde özgürlükler kapsamında savunmaktan dahi geri durmamaktadır.
Hal böyleyken, onların kanunlarından Müslümanlara zarardan başka bir şey isabet etmemiştir ve etmeyecektir.
İnsanın bütün amelleri için hükümler koyan, tüm sorunlarına çözüm sunan İslam ise bu problemlere vahiy kaynaklı çözümler getiren yegâne nizamdır. Yeter ki İslam nizamı, bir devlet eliyle kâmil manada uygulanabilsin. Bizlere düşen ise İslam’ı bütünüyle tatbik edecek Raşidî Hilafet Devleti’nin kurulması için çalışmaktır.

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içerikli yorumlar paylaşıma kapalıdır.

Daha yeni Daha eski